Wednesday, December 22, 2010

Okulumuzdan öğrendiğimiz değerli bilgiler...

Geçtiğimiz Pazar, "Çocuğum Okulda Ne öğreniyor" toplantılarının 2.si yapıldı. Emel Hanım bize Montessori materyallerinin ne işe yaradığını anlattı uzun uzun. Toplantı sınıfta, materyallerin içinde yapıldı. Çok hoş bilgiler öğrendik, bazılarını paylaşmak istiyorum.

1- Çocuğun okulda, yazı yazarken, sırtının kolunun ağrımasının sebebi, artık zamanımızda, çocuklara hiçbirşey yaptırmamakmış.Yani onlara tabak, bardak taşıtmıyoruz, onu yapma kırılır, düşer dediğimiz için kol kasları güçlenmiyor. Bu yüzden yazmaktan nefret eden bir nesil yetişiyor. Kaslarını mutlaka çalıştırmak lazım.

2- Zamanından önce çocuğun eline kalem vermek de hataymış. Yazı yazmak için gereken kaslar değil, yanlış kaslar gelişirmiş. (Kalemi yanlış tuttuğu için.) İyisi mi elleri tam gelişene kadar eline kalem vermemek, sulu boya vermekmiş. Hele yazması kolay olan keçeli kalemi asla vermeyin. Verecekseniz kuru kalem olsun ki biraz çaba sarfetsin, minik kaslar çalışsın.

3- Okullarda beyaz mendiller var. Üstlerinde kırmızı çizgileri olan. Ne işe yarar diye merak ederdim. Meğer kırmızı çizgilerinden onları katlarlarmıs. Katladıkça geometrik çeşitli şekillerin çıkması bir yana, yine yazmak için gerekli olan kaslar gelişirmiş. O yüzden evde çocuklara bol bol çamaşır katlatın dediler.

4- Bildiğimiz paket lastiğini alıp, gerdirerek bir düzeneğe geçiriyorlar. Bu da üç parmağı kullanıp, yine kalem tutması için gerekli yetiyi geliştiriyormuş. Aynı zamanda düğme açması için gerekli. Bunu da evde yapabilirsiniz.

5- Çocuk istemediğiniz birşey yaparsa, "Bunu istemiyorum" demek en iyi çözümmüş. Diyelim ki canınız acıdı, ağlama taklidi yapmayın. Çocuk gereksiz bir suçluluk duygusu duyacak. Empati ancak 3.yaşta gelişen birşey. Neden ömür boyu üstünde birikecek olan suçlıuluk duygusunu taşısın ki? Bunun yerine sert ve ciddi olarak söyleyeceğiniz bu cümle daha etkili. Gerçekten de işe yarıyor.

6- Evde mutlaka sofra hazırlamanıza yardımcı olsun. Bunu zaten okulda yapıyorlar, çok da hoşlarına gidiyor:)

7- Okulda minik bir ütü masası ve seyahat ütüsü var. Onu iyice ılık ayara getiriyorlar sonra da ütü yapıyorlar. Bunu evde de yapmak mümkün. Bugüne kadar hiçbir kaza olmamış, demek herkes dikkatli davranırsa ütü bile yapabilirler. (Alp'in 29 aylık olduğunu hatırlatayım!)

8- Çocuğa asla abartılı aferinler olmayacak. Yoksa çocuk bu aferinler için yaşamaya başlıyor. Abartılı övgü ya da yergi yok. Mümkün olduğunca nötr olunacak.

9- Çocukla 24 saat ilgilenmek hata. Zira çocuk kendi kendini oyalayamazsa, ileride yardımsız ödev yapamayan, hatta hiçbirşey yapamayan bir çocuk modeli gelişiyor. Günümüzde bütün anne babaların sıkıntısı bu konu. Bırakın biraz kendisi de birşeyler yapsın. Eğer çok alıştıysa buna itiraz edecektir ama bunu yavas yavas kırmak mümkün. Deneyin, pişman olmazsınız.


Okulumuzda olan harika bir uygulama var, zaten Montessori'nin içinde olan birşey bu:
Her çocuk için ayrı program çıkartılıyor. Böylece hangi çocuk, ne konuda eksikse, o konuda çalışıyor. Günümüz okullarında, daha başından kağıt imzalatılıyor: "Çocuğum başarısız olursa, okuldan alacağım" diye. Büyük konuşmamak lazım, kimbilir, belki biz de imzalayacağız ilerideki serüvenlerde bunları ama en azından bu okulda değil!! Çocuğum bir at yarışında gibi hissetmeden, harika bir şekilde çıkacak merdivenlerden. Umarım Montessori sistemi yaygınlaşır heryerde!

2 comments:

Ozgeee said...

Enteresan bilgiler var, teşekkürler Mutlu'cum. Maddelerin bir kısmını içgüdüsel olarak biz de evde yapıyoruz. Denizhan 12 aylıktan beri sofraya nihale taşır. Artık kendi tabak, çatalını da taşıyor:)
Keçeli kalemleri ise saklama zamanı gelmiş demek:)

Hacer said...

Mutlu cum
bu okulun kurucuları arasındasın diye hatırlıyorum yanlışta hatırlıyo olabilirim.
Avrupa yakaısına da açılmasını çook istiyorum bu okullardan nolur bi el atın şu işee :(bende çok istiyorum kızım bu okula gitsin.