Wednesday, February 3, 2010

Sling nereden alınır?

SLING:
Hatırlatayım, sokakta çingeneleri, Anadolu'da kadınları görürüz. Bebeler hep sırtlarında ya da kucaklarında bir bezin icinde bulunur. İşte bu bez parçasının İngilizce ismi sling. Türkçemize güzel bir karşılığını kazandıran olursa cok harika olur. Ben hamilelik pilatesi dersi veren Jale Dural Özen sayesinde ögrendim ve ondan aldım. Bana email ile yazıp soranlar oluyor, onlar için Jale'nin size sitesini veriyorum. Orada baska ürünler de var, işinize yarayabilir. Eğer bu blogdan okuyup geldik derseniz, 10TL indirim alıyorsunuz. İki tane alırsanız indirim epey artıyor.
Site: http://www.hamilelerkulubu.com/
Ürünler kısmına tıklayınca karsınıza geliyor.

Tuesday, January 19, 2010

Tuvalet Eğitimi-I

Herkesin kabusu, tuvalet eğitimi. Kimi diyor ki, sakın 2 yaşından önce başlamayın, kimi diyor ki sakın o kadar geç kalmayın. Çok karısık. Evet, 20 yasında hala altına yapan yok (sanılıyor) ama uykusunda yapan var! Tabii bunun psikolojik tarafları da var. Ama uzadıkça uzaması gerçekten stres. Kızların daha erken ögrendikleri de bilinen bir gerçek.
Ben yine kendimi kitaplarıma verdim. Ortak kanaat, zorlama yok. Öyle tehditler, korkutmalar, zorla lazımlıga oturtmalar asla yok. Onlar geride kaldı. Artık herşeyde olduğu gibi cesaret verici yaklaşımlar var. Yeni bir kitap buldum:
Toilet Training in Less Than A Day Yazar: Nathan Azrin. Amazon'dan aldım. Aslında bu 10 günde 10 kilo nasıl verirsiniz kitapları gibi bir isme sahip o yüzden biraz şüpheci yaklaştım. Ama amazon'da aldığı yorumlar cok olumluydu, epey de fazla yorum vardı, o yüzden aldım. Minik bir kitap. Su anda okuyorum. Bu yöntemi 2 tane psikolog geliştirmiş. Yöntemi, 200 tane, 20 ayını dolduran bebek üstünde denemişler. Cocukları secerken her türlü cocuk olmasına dikkat edilmiş. Melek, yaramaz, zeki, orta zekalı, basarısız tuvalet eğitimi alanlar, farklı kültürler... Veee sonuc: 198 tane cocuk ortalama 5 saatte bu işi ögrenmiş!! Ögrenmeyen çocuklarda sorun şuymuş: cocukların babaları eğitime karşı çıkmışlar. Yani babanın da işbirliği şart.

Henüz yöntemin anlatıldığı kısma gelmedim. Ama ön hazırlık için şunu yapabilirsiniz demişler, aktarıyorum:
1* Siz tuvalette iken sizi seyretsin.
2* Ona anlatın, sifonu çekmesine izin verin.
3* Pantolonunu kendi kendine çekmesini ve indirmesini öğretin. Bunun için bol bir pantolon kullanın.
4* Çiş-kaka gibi terminolojiyi öğretin.
5* Rahat edeceği bir lazımlık bulun. Boşaltması kolay olsun.

Bunlar ön hazırlık. Kitap ilerledikçe sizinle paylaşmaya devam edeceğim.

Friday, December 25, 2009

Kir güzeldir!!

Biz millet olarak hijyen meselesini biraz fazla abartıyoruz. Evet, ilk aylarda doğru, ne de olsa bebeklerimiz steril olarak dünyaya geliyorlar. Ama artık bir süre sonra, ben 6 ay sonra yaptım, rahatlamamız lazım.


NY Times'da epey bir zaman önce şahane bir makale vardı: "Biraz kir/toprak bebek için iyidir"



Yazıda çok kısa olarak şöyle diyor:

Çiftliklerde yaşayan çocuklar, hep yerlerde gezinir. Toprak yerler. O çocuklar hem az hasta olur hem de alerji sorunları olmaz. Neden? Çünkü bağışıklık sistemleri şahane gelişmiştir. Biz ise ne yaparız? Evlerimizi çok sert temizlik malzemeleri ile temizler, eline yerden birşey aldığında dehşete düşeriz. Halbuki insanlık gelişiminde çok önemlidir oral dönem. İnsanlığın devamını sağlamaktadır. Zira bu oral dönem sayesinde faydalı mikroplarla vücudumuz tanışmış olur. O yüzden bırakın çocuklar rahat olsunlar. Bağışıklıkları gelişsin.


Bu tabii çok özet oldu, yazının orijinali epey uzun. Bu konuda kitap bile yazılmış Amerika'da :)

Bu arada, ben bu yazıyı ilk okuduğumda, galiba geçen kış gibiydi, Mother & Baby dergisini almıstım, okuyordum. Birden buna benzer bir başlık gördüm. Merak ettim, bakayım dedim. Meşhur bir doktorumuz, orada güya yazı yazıyor. İnanamadım. NY Times'da çıkan yazının AYNISINI, kendi yazısı gibi yayınlamış. Dergiye yazıp bu ne rezalet, dr'u uyarın demeyi planladım ama nedense yapmadım, hep araya birşeyler girdi. Ama yeri gelmişken, burada kınıyorum. Bari alıntı olduğunu belirtselerdi, şahane olurdu doğrusu...

Lütfen evden kaçmayın!!



Çok tipiktir, illa ki evden bir yere giderken, aman çocuğum üzülmesin diye onun haberi olmadan sıvışılır. Bunu SAKIN yapmayın! İlk doğduğundan itibaren bebeğinize dışarı çıkacağınız zaman gidin, hoşçakal deyin, öpün, geleceğiniz zamanı söyleyin. O saatte de gelin. Çocuktan kaçmanın çocuğun güvenini ciddi şekilde sarstığı artık bilinen bir gerçek. Lütfen büyüklerin dolduruşuna gelmeyin. Eski jenerasyon bu hatayı çok yapıyor. Annem hala alışamadı. Zira çocuk ayrılma endişesi yaşamaya başlayınca, sizin ya da sevdigi başkasının gitmesini istemiyor. Ağlıyor ya da mızmız yapıyor. Ama bir süre sonra bu da geçiyor. Şu anda Alp, biz gittiğimiz zaman el sallayıp bizi uğurluyor. Biz de söz verdiğimiz saatte gelmeye çok dikkat ediyoruz. Bunun istisnaları yok da değil. Örneğin, çok eğleniyoruz, beraber oyun oynuyoruz, işte o sırada, aa benim gitmem lazım dersek gerçekten çoook kızıyor. Ama o daha çok oyunun bitmesine isyan, bizim gitmemize değil. Biz giderken cama koşup bize el sallıyor. Hatta bu kımını artık o kadar çok seviyor ki, biz daha ayakkabıları giyerken, cama koşabiliyor..


Deneyin, siz de netice alacaksınız :)

Tuesday, December 15, 2009

Akıl küpü yapan (!) CD'ler...

Herkes bilir, bir takım DVD ve CD'ler var: Baby Einstein, Baby Mozart...Bunlar Amerika'da senelerdir olan DVD ve CD'ler. Görsellerin beyin gelişimini çoook olumlu etkilediği ve bütün yavruların potansiyel bir Einstein olacağını iddia eden ve bütün anne-babaların bağrına bastığı ürünler.

Bu sene ilginç birşey oldu: Amerika'da yapılan araştırmalar, bu ürünlerin zekaya hiçbir katkıda bulunmadığını ortaya koydu. Disney firması dava edildi. Şu anda firma bütün anne ve babalara ürünlerin parasını geri ödüyor!!

Asağıda bu yazıyı bulabilirsiniz:
http://www.nytimes.com/2009/10/24/education/24baby.html?_r=1&scp=1&sq=baby%20einstein,%20disney,%20pay&st=cse

Yazıda ürünlerin çok iyi bir "çocuk bakıcısı" olduklarını ama çocukların zeka seviyesine hiçbir katkıda bulunmadığını belirtiyor. Sizde de varsa geçmiş olsun, dinlemesinde eminim bir zarar yoktur ama birkaç sene sonra çocuğum hala neden integralleri çözemiyor ya da bir beste bile yapamadı diye üzülmeyin :)

Bu arada İngilizce yayın takip eden ebeveynlere, bir kitap önereceğim:
Einstein Never Used Flashcards: How Our Children Really Learn--and Why They Need to Play More and Memorize Less

Bu kitapta, bazı yeni dayatılan yöntemlerin gereksizliğinden bahsediyor. İlginç ve benim şahsen desteklediğim bir bakış açısı.

Sabır, sabır, sabır...

Alp 17 aylık oldu. Uyku konusunda sabretmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. Sabaha kadar uyuyan oğlumuz, birşey oldu ve birden 10 gün boyunca geceleri uyanmaya başladı. Biz hiç ama hiçbir seyi değiştirmemiştik. Rutinlere sadık kalmışız, seyahate gitmemişiz, ne oldu da bozuldu? Beyin gelişiminin sorumlu olduğunu sadece tahmin edebiliyoruz. Ama sadece tahmin. Bu durumla sadece bu aylarda degil devamlı karsılaşılıyor. 6 aylıkken de oluyor, 12 aylıkken de. İşte bu durumda morali hiiiç bozmamak ve rutine aynen devam etmek lazım. Veee kocaman olmus cocugu sakın aglatmayın. Artık herşeyin farkında. Uyanıp yatağının içinde mi oturuyor, odasına gidip yere yatın. Sizin orada olduğunuzu bilince sakinleşir. Kendi kendine yine uykuya geçer. Ama bizim örneğimizde olduğu gibi bu 1.5 saat sürebilir. O yüzden de evde başkasıyla haftanın günlerinde paylaşılabilir. Devamlı gece kalkınca hele de işe gidiyorsanız, insanın enerjisi düşüyor.

Bir de erken uyanma meselesi var. Daha önce de yazmıstım: Çocuktan önce uyanıp, onu uyandırmak çok işe yarıyor. Alp yine 5'lerde kalkmaya başladı. Biz de 12'den önce uyumadığımız için zombiye döndük. 4'e saat kurup kalktım, 2 gece yaptım, 3.'de problem çözülmüştü.

Sabredin, çocuğunuza kendi kendine uykuya geçmeyi zaten öğrettiyseniz, bunlar geçecek. Pes edip ekstra yöntemlere başvurmayın :)

Sunday, November 15, 2009

Korkunç İki, Nam-ı Diğer Terrible Two

Evet, daha çok var, inşallah. Belki de hiç gelmeyecek, inşallah. Ama yine de hazırlıklı olmak lazım diyerek gerekli araştırmalara başladık. Geçen gün bir arkadaşım bu konuda bilgi istemişti. Ona bir mail hazırlamıştım. Başkaları da sorunca, orada yazdıklarımı buraya koyayım dedim:

Bilgi olarak da söyleyeyim: IPC'nin 1-3 yaş kursuna gittik. 4 ders. Vakit bulursanız gidin, çok faydalı bilgiler veriyorlar. Bunun dışında okumaya devam. Tracy Hogg'un bir de toddler kitabı var, imkanı olan arkadaşlar edinsin. Yine çok faydalı bilgiler var. Bunun dışında çok kitap var, ama Tracy'nin dili çok güzel, çok faydalı, onu özellikle öneriyorum...Aşağıda yazdıklarım, okuduklarımın, ögrendiklerimin derlemesi. Terrible 2 dönemi, illa da hepimizin başına gelecek diye birşey yok ama çoğunlukla oluyor. Çocuk, artık bebek demiyorum, yoğun duygular yaşamaya , yoğun bilgiler ögrenmeye başlıyor. Onlarla başetmesini bilmiyor. Hem özgürleşmek istiyor, hem korkuyor. Arada kalıyor. İçinden çıkamadığı zaman da "tantrum ya da "sinir krizleri"ni yaşıyor. Aslında sadece bu yoğun duygularını yoluna koyabilmek için bizden yardım istiyor. Eğer çalışıyorsanız, çocuk bu krizleri eve gelene kadar size saklayabilir. Aklınızda bu dönemin geçeceğini tutun. Moralinizi bozmayın. Çocuklar limitlerini ögrenmek istiyorlar. Disiplin, negatif hisler bu ayların önemli konularından. Negatif hisler derken, şunu demek istiyorum: Kimse çocuğunun üzülmesini istemez. Ama küçük yaşlarda negatif hisleri ögrenirse, ileri yaşlarda problemlerden kaçan değil, problem çözen bir kişi olacaktır. Çocuğa hayır demesini bilin. Kendini yerden yere attığı zaman istediğini vermeyin yoksa bunun çözüm olduğuna karar verip herşey için bunu tekrar eder. Başka birşey ile dikkatini dağıtabilirsiniz. Neyse ki dikkatleri çok kolay başka noktaya kayıyor. Alıp başka odaya götürün. Eğer markette, mağazada yaparsa dışarı çıkın. Sokakta yaparsa eve dönün. Yani yaptığının kötü olduğunu anlamalı. Kollarından tutup sarılabilirsiniz. Bazen bu da işe yaramadığı zaman, davranışı görmezden gelmek de çok işe yarayabilir. Özellikle çocuğu kendi odasında ya da playpen gibi biryerde güvenli bir şekilde biraz yalnız bırakabilirseniz. Limitlerinizi test ettiğini düşünüyorsanız, fazla beklemeyin. Hemen müdahele edin. Anlatın niye öyle olduğunu. Tabii hemen sonuc alamayabilirsiniz. Sabır. Biliyorsunuz, tekrar ederek öğreniyorlar. İyi davrandığı zaman da kucağınıza alıp bunu ona söylemeyi ihmal etmeyin. Yani hep mızıldandığında ilgi görüyorsa, ters ilgi de olabilir-kızmak gibi, onun için ilgi ilgidir. Bunu yapmamak lazım. Sessizce oynarken "ne güzel oynuyorsun kendi başına aferin" gibi laflarla yüreklendirin. Çok önemli bir nokta: 2 tane seçenek sunun. Daha fazla değil, sadece 2. Banyo yapmak istemiyor mu: mavi oyuncakla mı, sarı oyuncakla mı banyoya gidersin? Giyinmek istemiyor mu? Kırmızı mı beyaz mı giyelim bugün? Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Böylece kontrolü elinde hissetsin. Zira kontrol daima bizim elimizde, ama onların da güçlü hissetmeleri lazım. Kontrol için bir yöntem de oyun oynarken, oyunu onun yönlendirmesine, kazanmasına izin vermek. O zaman da cok güçlü hissedecektir. Hislerini dile getirmesini öğretin: Düştüğü zaman, ciddi bir şekilde canı acımışsa, birşey yok demeyin. Aa canın acıdı, biliyorum, ama geçecek merak etme deyin. Ya da üzüntüyü dile getirin. Biliyorum, şimdi üzgünsün ama geçecek. Sinirlisin, geçecek gibi. Böylece kendini ifade edemedigi zaman şiddet yerine bunları dile getirebilir. Tabii çocuk henüz konusamıyor olabilir. Ancak hisleri dile getirmek konusu mutlaka bir noktada size olumlu olarak geri dönecektir. Bu yaşlardaki çocuklarda vurma da cok yaygın. Ellerini tutup ne kadar acıdıgını mutlaka belirtmek gerekyor. Henüz empati kuramıyorlar. O yüzden tekrar tekrar bu belirtilmeli, başka odaya götürülmeli. Eğer diger cocuklara yapıyorsa, kesinlikle izin verilmemeli.Devam ediyorsa, oyun alanından uzaklaştırılmalı.. Şimdilik aklıma gelenler bunlar...