Monday, July 26, 2010

Garip bir hastalık

Alp 2 yaşına bastı. Ne büyük mutluluk, ne büyük olay... Daha önce çocuk doğum günleri sıkıcı gelirken, şimdi çok duygusal geliyor. Hiç şeker yemeyen-yedirilmeyen çocuğum 2 gün üst üste pasta yiyince, bağışıklık sistemi zayıfladı (zaten bunun için yedirmiyoruz şekeri) ve hasta oldu. Önce ateş çıktı. Fazla üstünde durmadık. Fakat sonra ağlamaya başladı, hiç durmadan. Ardından ağzındaki tükürükleri yutamamaya başladı. Anladık ki, ağız ya da boğazda birşey var. Doktorumuz burada değil, biraz panik olduk. Başka doktora gittik. Bize dedi ki: "El-ayak-ağız hastalığı" olmuş. Ağzı ve boğazı silme aft. Kendi tükürüğünü bile yutamıyor. Çok canı yanıyor. Bulaşıcı birşey, heryerden geçermiş. Park, bahçe, havuz, ne isterseniz. Bazen el ve ayakta önce sinek ısırığı gibi sonra siğilimsi şeyler çıkıyormuş. Bu yüzden de bu isim veriliyormuş. Çok komik, İngilizcesi de aynen böyle. Bir virüs sebep veriyor. Çaresi yok. Tek yapacak şey aftların ağrısını azaltmak. Aftadur çok işe yaradı. Ağrısını alıyor. İbufen de verdik, o da ağrı kesici. 4 gün sonra keyfi yerinde. Aftlar azaldı ama hala var. Bulaşıcı olduğu için diger cocuklarla temas etmiyoruz. Yazın çok yaygınmış. Çocuğunuzun basına böyle birşey gelirse, doktora hemen gidin, rahatlatmak için ne gerekiyorsa yapın. Ben dondurma bile verdim, soğuk olduğu için biraz ağrıyı uyuşturuyordu:)

Friday, July 9, 2010

Tuvalet Eğitimi

Haziran ayında Bodrum'daydık. Bu vesile ile Alp'i tamamen doğaçlama olarak eğitime almaya karar verdik. Önce 3 gün evden çıkmayacak şekilde plan yaptık. Lazımlığı en cok vakit gecirdigimiz salona yerleştirdik. Bezini cıkartıp altını cıplak bıraktık. Sık sık sorduk, çiş var mı? diye. Önce cevapsız bıraktı. Saatte bir lazımlığa oturttuk. İlk gün bol kazalı bir gün oldu. Yerler çiş-kaka oldu. Her tarafı Frosch'un sirkeli temizleyicisi ile sildik durduk.

2.günde Alp kendisi lazımlıga yönelmeye basladı. Kazalar devam etti. Her kazadan sonra biz yine de lazımlığa götürdük, bak buraya yapacaksın dedik. Kendisi gidip kazasız basarınca onu övdük. Sen abi oldun artık dedik. Aynı gün, saat 5 gibi dısarı cıktık, yanımıza seyyar lazımlığımızı aldık. Birkaç kere oturttuk, ama kesinlikle lazımlıga yapmadı. Üstelik 2 kere de üstüne yaptı! Evden cıkmanın büyük hata olduğunu gördük. Çevre daha ilginçti. Eve gelince yine lazımlıkta yaptı neyse ki.

3.gün plaja indik ama yanımızda lazımlıgı da götürdük. Artık orada da lazımlıga oturtunca yapıyordu. Bütün gün kazasız geçti diyebilirim. Geceleri bezli yatırmaya devam ettik. Gündüz uykusunda ise bezi attık. Birkez kaza yasadık, sonrası hiçbir sorun olmadı.
10 gün sonunda İstanbul'a dönerken, uçakta bile bez bağlamadık. Binmeden önce birkaç kez tuvalete götürdük. Kazasız evimize geldik. Döndükten sonra, gece de bezsiz yatıralım dedik. Gece 9 gibi uyuyor, uyumadan hemn önce mutlaka tuvalete oturuyor. Sonra da gece 11 gibi uyandırmadan lazımlığa oturtuyoruz, hemen bir lazımlık dolusu çiş yapıyor. Sabaha kadar yetiyor bu. Sonra da sabah kalkar kalkmaz tutuyoruz. Sanırım yöntem oturdu. Sokaga da mutlaka portatif lazımlıgımızla cıkıyoruz. Alp sık pişik oluyordu, neyse bundan kurtulduk. Ailecek cok mutluyuz:)

Montessori'den Haberler

Uzun zamandır yazamadım. Biraz yaz rehaveti, biraz tatil, biraz iş...
Sonunda bir rüya gerçekleşti ve bizim derneğimiz resmen kuruldu. Bugün yarın hesap numaraları alınıp okulumuz için ilk ödemeler velilerden alınacak. Montessori Materyalleri de sipariş verildi, Hollanda'dan 1 ay içinde gelecek.

Haydi hayırlısı. Bu iş için emeği geçen herkese çok teşekkürler.