Thursday, April 18, 2013

Küçük Kara Balık'ta bir gün nasıl geçiyor?







Bu merak edilen bir konu. Okulun programı aşağı yukarı şu şekilde gelişiyor:

Okula 9 civarı gelen çocuklar üstlerini KENDİLERİ değiştirip, sınıflarına çıkıyorlar. Açık büfe halinde duran tamamen sağlıklı ürünlerden oluşan kahvaltılarından alıyorlar. Bütün çocukların toplanması ile HALI SAATİ denen benim çok sevdiğim bir uygulama ile başlıyorlar güne. Herkes ismi ile selamlanıyor ve günün konusu konuşuluyor. O günün programından bahsediliyor. O gün havanın nasıl olduğu, çocukların okul dışında yaşadıklarından paylaşmak istedikleri şeyler hakkında konuşuluyor. Şarkılar, oyunlar ve hikayelerle halı zamanı sona eriyor. Sonra da çalışmalara geçiliyor. Çocuklar istedikleri bir materyali alıp çalışmaya başlıyorlar. Kendi belirledikleri zaman kadar çalışabilirler üstünde. İstedikleri zaman bırakıp başka bir çalışmaya geçebilirler. Günlük Yaşam Çaşılmaları da bu konuya giriyor.İsteyen mutfakta bulaşık yıkayabilir, ütü yapabilir, bezleri askıya asabilir. Ya da bir matematik materyali alıp onun üzerinde çalışabilir. Yardım isterse öğretmeninden alabilir, istemezse kendi kendine çalışır. Üstünde çalışması gereken ya da onun için programlanmış bir çalışma varsa, öğretmeni yavaşça teklif eder, ancak kesinlikle zorlama yok.



Öğlen yemek saati geldiğinde, kendileri hep beraber sınıftaki sofralarını kuruyorlar. Ondan sonra da yemekleri sınıfa çıkıyor. Yemeklerini tabaklarına KENDİLERİ koyuyorlar. Başkası değil. Masa örtüsü ile şıkça hazırlanmış masalarında başlıyorlar yemeklerini yemeğe. Bittiği zaman ise tabaklarını servis arabasına koyup sonlandırıyorlar yemeği. Ellerini yıkayıp dişlerini fırçalıyorlar. Branş dersi ya da dinlenme saatine geçiyorlar.




Branş dersleri çok zengin içerikli, çocuklar çok seviyorlar bu dersleri. Dinlenme saatinde ise sınıf içindeki matlara uzanıyor ve kitap okuyorlar. Uyuyan çocuk kalmadı, ilk senelerde vardı. Artık hiç birisi uyumuyor hatta en büyükler dinlenmeye bile itiraz ediyorlarmış, bu yüzden onların branş dersleri bu saatlerde oluyor:)



Dinlenmeden sonra yine istedikleri çalışmaya geçerler. Bu arada bahçeyi atladım tabii. Havanın durumuna göre genellikle 2 kez bahçeye çıkılıyor. Soğukta da çıkılıyor bir tek yoğun yağmurda çıkılmıyor. Ve her seferinde çocuklar kendileri hazırlanıyorlar, sabırla bekleniyor herkes. Bahçemiz küçük ama iyi kullanılıyor. Tarım faaliyetleri bile var. Ekim-dikim-sulama, ne isterseniz. Hiçbirşey -mış gibi değil, gerçek! Okulun son saatlerinde yine bir halı saati oluyor. Bir uğurlama töreni diyebilirsiniz. Okul çıkışında Alp'i almaya gittiğimde, biraz erken gidersem, duyduğum sözler: "Annem biraz beklesin, meşgulüm şu anda!" "Anne ne güzel oynuyorduk, niye erken geldin?"



Birçok okulda müsamereler vardır, pek sevmem doğrusu. Bizim okulumuzda ise şöyle bir uygulama var, bayılıyorum:
Senede 1 gün okula gidiyoruz, çocuklarımız üzerinde çalıştıkları materyalleri bize gösteriyorlar. Biz veliler için bu çok güzel bir duygu çünkü hiçbirimiz tam olarak bu materyallerin nasıl kullanıldığını bilmiyoruz.Herkesten şöyle cümleler çıkıyor:

"Ah şunlar bizim zamanımızda olacaktı!"


Siz de çocuğunuz için böyle bir okul hayal ediyorsanız, (ben ediyordum-hepsi gerçek oldu) sizi Küçük Kara Balık'a bekliyoruz. Tanıtım günleri devam ediyor. Şu anda Koşuyolu'nda ama Ağustos ayından itibaren Üst Erenköy'deki yeni adresinde olacak.

Bilgi için: www.kucukkarabalikcocukevi.com

1 comment:

Tugba Giray Dural said...

Programa da,Küçük Kara Balık'ın Erenköy'e taşınıyor olmasına da bayıldım,Suadiye'de oturduğum için midir nedir:)
Demir'in yaşını beklemekten ve şartların uygun olmasını ümit etmekten başka birşey kalmadı sanırım:)