Sunday, March 11, 2012

İç Disiplin

Montessori Okulumuzda (Küçük Kara Balık Çocukevi) Ebeveyn Eğitimleri veriliyor.
Bizim okulun en sevdiğim yönlerinden biri de, bu eğitimler. "Biz öğretiyoruz, siz de evde devam ettirin" anlayışı var. Aslında bu birçok Montessori okulunda olan bir yaklaşım. Geçen haftaki eğitimi Hial Hanım'dan almıştık. Bu hafta eğitimimizi Iraz Suman'dan aldık. Kendisi okulumuzun pedagogu, Montessori felsefesini de çok iyi benimsemiş birisi. Konumuz iç disiplindi.
Bu Montessori felsefesinin özünü oluşturuyor. Çocuğa öyle bir eğitim verilecek ki, çocuk korktuğu ya da ödül alacağı için değil, tamamen kendisi için birşeyler yapacak. Bunu başarabilirseniz, şunu yap, bunu yapma çocuğum modeli olmayacak. Tamamen kendisi için yapıyor olacak yaptıklarını. Böyle olunca da motivasyonu daha yüksek bir birey olacak.
Bunun için en önemli nokta, ödül-ceza vermemek. Bunu zaten tekrar ediyorum sık sık. Başta zor gelse de, bir süre sonra alışıyorsunuz. Ceza kısmı değil ama (zaten bu kadar küçük çocuğa ne cezası???) ödül kısmı gerçekten zor. Ama alışılıyor.
Mümkün olduğunca, günlük yaşamla ilgili hataları düzeltmemek. Kendisi sonuçları görüp zaten bunu düzeltecek. Su mu döktü, birşey demeyin. (Ben sana söylemiştim...Aman sakın ola bu lafı etmeyin!)
Uyarıları minimumda tutun...
Hayır kelimesinde çok cimdi davranın. Hayır'ı onun için mi, kendiniz için mi diyorsunuz? (Dikkat edin, çoğunda kendiniz için dediğinizi göreceksiniz.)
Ona minik sorumluluklar verin. (Sofra hazırlama, çicek sulama..)
Olumsuz konuşmamaya, olumlularla idare etmeye çalışın. (Zor!)
Evi çocuğunuza göre tekrar düzenleyin. Etrafta onun da taşıyabileceği tabureler olsun.
Odasında ayna olsun.
Oyuncakla doldurmayın evi, fazla uyaran da iyi değil..
Onunla konusurken dizlerinizin üstüne oturun, onun boyuna gelin, öyle konuşun.
Anne baba olarak tutarlı kurallar uygulayın.
Sakın yemek yedirmeyin.

Bu geçirdiğimiz koca 2.5 saatin minik bir özeti aslında. Aklıma gelenleri yazdım şöyle bir.
Bir de okulumuza konuk olarak gelen uzman bir psikoloğun paylaşımlarını aktarmak isterim:
Kendisi Montessori'yi çok duymuş, Ankara'da Hilal Hanım ile konusmus, o bizi önerince, kapımızı çaldı, geldi, tanıştık.
Sözleri şöyleydi: "Montessori'yi duydum ama canlı görmek inanılmaz bir deneyim. Çocukların böyle kendi kendilerine yettikleri, özgür oldukları, mutlu oldukları başka bir okul görmedim. Çocukların el becerileri müthiş. Sizi tebrik ediyorum. Buraya gönüllü geliyorum ve gelmeye devam edeceğim. Çok heyecanlanıyorum okulunuza gelirken..."
Bunları zaten biliyoruz ama tamamen dışarıdan bakan bir gözün bunları teyid etmesi bizi çok ama çok sevindirdi!

3 comments:

ÇokBilmiş said...

Sayılanların hepsini zaten yapıyor olmama sevindim. Ama aklıma takılan bir soru var: Hani Montessori'de işte "Barışma Köşesi" filan gibi uygulamalar var ya? Bunları evde uygulamak mümkün mü? Bu tür hareketleri 4 yaşından önce anlatmak ya da örnek olmak gerekir mi, yoksa 4 yaşını beklemek daha mı uygundur?

Küçük Karabalık'ta kaç yaşından itibaren başlanıyor bu tür eğitimlere?

Mutlu Suner said...

Merhaba,
Bizim okulumuzda böyle bir köşe yok, en azından ben duymadım. Bunun ne olduğunu da bilmiyorum. O yüzden sorunuza cevap veremiyorum maalesef.
Küçük Kara Balık'a en erken 3 yaşında öğrenci alınıyor.

plazadananne.blogspot.com said...

Barışma köşesi benim bildiğim daha çok iki çocuk arasındaki çatışma için. Evde belki kardeşler arasında olabilir. Ben de merak ediyorum uygulayan varsa. Yada birşey öğrenirseniz payalaşabilir misiniz?
Okulunuzu gezmiştim. Bence de çok güzel bir okul.